Bu yazı, “USLU, Ferhat: Türkiye’de Hükûmet Sistemi Tartışmaları ve Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sisteminde Yasama ve Yürütme Organları Arasındaki İlişkiler, Yenilenmiş ve Güncellenmiş 6. Baskı, Yetkin Yayınevi, Ankara, 22/05/2025, ISBN: 978-605-05-2232-7, Sayfa Sayısı: 1.538.” künyeli kitaptaki ss. 1.071-1.074’teki bölümün gözden geçirilmiş halidir. Atıf yapılacaksa anılan kaynağa atıf yapılması daha uygun olur.
Geri çağırma ya da recall, seçmenler tarafından belirli usul ve şartlara bağlı olarak seçilmiş kişi ve organların görevlerine son verilebilmesini sağlayan mekanizma olarak tanımlanabilir. 2019 yılı itibariyle 35 devletin siyasi sisteminde geri çağırma hakkının tanındığı ifade edilmektedir.
(İsviçre Konfederasyonu) 1993 Bern Kanton’u Any. md. 57’ye göre, 30.000 seçmen tarafından her zaman Meclis’in (Cantonal Parliament) ve hükûmetin (Cantonal Government) yeniden oluşturulması yönünde başvuruda bulunabilir. Bu yönde başvuru yapıldıktan sonra 3 ay içerisinde halk oylamasının yapılması gerekir. Halk oylamasında recall kabul edilirse yeni seçimlerin yapılması gerekir.
1997 Polonya Cumhuriyeti Any. md. 170’te, seçimle oluşturulan yerel yönetim organlarının, yerel yönetimin üyeleri tarafından görevden alınması da dâhil olmak üzere, ilgili yerel yönetimi ilgilendiren konularda halk oylaması yoluyla karar alabilecekleri düzenlenmiştir. Dolayısıyla Polonya Cumhuriyeti’nde sadece yerel yönetim organları için halkın geri çağırma kurumu kabul edilmiştir.
1991 Romanya Cumhuriyeti Any. md. 95’e göre, Anayasa hükümlerini ihlal ettiği gerekçesiyle AYM’nin görüşü alındıktan sonra yasama organı (Chamber of Deputies and the Senate) tarafından Cumhurbaşkanı’nın görevi askıya alınabilir. Askıya alma teklifinin yasama organında onaylanması halinde 30 gün içerisinde konuyla ilgili halk oylamasına gidilir.
Verilen örneklerden de anlaşılacağı gibi recall kurumu, yasama organı üyeleri, yürütme organında görev alanlar, yerel yönetimlerde görev alanlar ve yerel yönetim organları için uygulanabilmektedir.
Bilindiği gibi CHS’de Cumhurbaşkanı’nın atama işlemleri üzerinde TBMM’nin herhangi bir yetkisi bulunmamaktadır. Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı yardımcıları, Bakanlar ve yüksek kamu görevlilerinin atanmasında ve bunların görevden alınmasında tek yetkilidir. Herhangi bir kişi ya da kurumun konuyla ilgili izin verme ya da onaylama şeklinde herhangi bir yetkisi bulunmamaktadır. Bu durum yürütme organı üzerinde TBMM denetiminin oldukça sınırlandırıldığı şeklinde eleştirilmektedir.
BHS’nin ABD uygulamasında Bakanlar dâhil kimi üst düzey kamu görevlilerinin Başkan tarafından atanması, yasama organının bir kanadı olan Senato’nun onayına tabi olması, CHS’de de benzer yönde düzenleme taleplerini beraberinde getirmektedir. Kanaatimizce, Cumhurbaşkanı’nın atama yetkilerinde TBMM onayının aranması hem kuvvetler ayrılığı ilkesine hem de CHS’nin temel esaslarına aykırıdır.
Bunun yerine başta Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı yardımcıları, Bakanlar, üst düzey kamu görevlileri (MİT Başkanı, Emniyet Genel Müdürü vs.), belediye başkanları ve belediyenin seçimle belirlenen organlarının üyelerinin görevlerinin sona erdirilmesiyle ilgili hukukumuzda geri çağırma hakkı ya da recall kabul edilebilir. Sandık seçmen listesine kayıtlı seçmenlerin belirli bir oranının talep etmesi halinde konuyla ilgili bir halk oylaması yapılarak ilgili organ ya da görevlinin görevinin sona erip ermeyeceğine ilişkin doğrudan seçmen iradesine başvurulmuş olur. Kurumun kötüye kullanılmasının önlenmesi için halk oylaması sonucu “hayır” çıktığı takdirde halk oylaması masraflarının geri çağırma hakkını kullananlar tarafından ödenmesi esası benimsenebilir.
Hukukumuzda geri çağırma kurumunun kabul edilmesiyle birlikte, Cumhurbaşkanı’nın atamaları üzerinde TBMM denetimi yerine doğrudan seçmen denetimi kabul edilmiş olur ki, bu durum demokrasi teorisiyle uyum içerisindedir. Dolayısıyla anılan kurum, yürütme organının ya da Cumhurbaşkanı’nın denetlenmesi ve dengelenmesiyle ilgili işlevsel nitelikte olabilir. Kurumun belediyenin seçimle belirlenen organları ve özellikle belediye başkanları için kullanılmasının, yerel demokrasinin gelişmesine büyük katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir.
Diğer taraftan bilindiği gibi, 6771 sayılı Kanun’la yapılan Anayasa değişiklikleriyle hem Cumhurbaşkanı’na hem de TBMM’ye herhangi bir şartın gerçekleşmesine bağlı olmaksızın seçimlerin yenilenmesine karar vermek suretiyle, kendilerinin görevlerine de son vermek şartıyla birbirlerinin görevlerine son verebilme yetkisi verilmiştir (Any. md. 116). Ne var ki, TBMM çoğunluğu ile Cumhurbaşkanının aynı siyasi çizgide olması ya da bu ikisi arasındaki iş birliğinin olağanı aşan ölçüde yoğun olması ihtimallerinde “seçimlerin yenilenmesi mekanizması”nın işlevlerini yerine getiremeyeceği izahtan varestedir.
İşte özellikle böyle durumlarda Cumhurbaşkanı için işletilebilecek “geri çağırma” mekanizması, “seçimlerin yenilenmesi mekanizması”nın işletilememesinden kaynaklanan sakıncaların giderilmesinde işlevsel olacaktır. Böylelikle seçmen çoğunluğuna, icraatlarından memnun olmadığı Cumhurbaşkanının görevine son verme yetkisi verilmesi suretiyle, önemli bir denge ve denetim mekanizması hayata geçirilmiş olacaktır.
Ayrıca bilindiği gibi, seçimlerin yenilenmesine karar verebilmesi yetkisi TBMM’nin üye tam sayısının beşte üçüne (360 Milletvekiline) ait bir yetkidir (Any. md. 116/1). Ancak siyasi kültür, Türk siyasi partilerinin yapısı, uzlaşı kültürünün eksikliği vs. kimi nedenlerle seçimlerin yenilenmesi için gerekli oy sayısına ulaşılması her zaman mümkün olmayabilir. Bu durumda “geri çağırma ya da recall” kurumu, TBMM’deki Cumhurbaşkanının icraatlarından memnun olmayanlara dolaylı bir siyasal imkân sunmaktadır. Böylece her hal ve şartta geri çağırma kurumu, doğrudan seçmen iradesine ve hakemliğine başvuru anlamını taşımaktadır.
Geri çağırma ya da recall; Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı yardımcıları, Bakanlar, üst düzey kamu görevlileri, belediye başkanları, belediyenin seçimle belirlenen organlarının üyeleri, Milletvekilleri ve muhtarlar bakımından da uygulanabilir. Sonuç olarak, yukarıda sayılanların görevleri başka bir kurum ya da bir organ tarafından değil, doğrudan ya da dolaylı olarak seçimler yoluyla kendilerini bu görevlere getiren seçmen kitlesi tarafından sonlandırılmaktadır.
Bu nitelikleriyle recall uygulaması, doğrudan demokrasinin hayata geçirilmesi aracı olarak işlev görebilir. Ayrıca Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ndeki denge ve denetleme mekanizmalarındaki eksiklik de geri çağırma ya da recall uygulaması ile bir nebze telafi edilebilir.
Recall uygulaması sürecinin başlayabilmesi için başvuruda bulunabilecek seçmen sayısının mümkün oldukça düşük tutulması demokrasi teorisine daha uygundur. Söz gelimi gerekli seçmen sayısının, seçmen kitlesinin %1’ini aşmayacak şekilde belirlenmesi düşünülebilir. Halk oylaması sonucunda görevden alma yönünde oy kullananların sayısı %50 + 1’e ulaşması durumunda recall uygulaması görevden almayla sonuçlanacaktır. Görevden alma yönünde oy kullananların sayısı %50 + 1’e ulaşmaması ihtimalinde, recall başvurusunda bulunanlar halk oylaması masraflarından sorumlu tutulabilir.
Yine Cumhurbaşkanı, Milletvekilleri, Belediye Başkanları, Belediye Meclisi Üyeleri ve Muhtarlar için recall uygulaması, seçimlerden en az 1 yıl ve daha fazla bir zaman geçtikten sonra ile seçimlere en az 1 yıl ve daha fazla bir zaman kala söz konusu olabilir.
